xnecox
02-08-2008, 11:39
"Ekonominin yarısı kayıt dışı"
Ayten Aydın
Davutpaşa’da meydana gelen ve onlarca kişinin hayatına mal olan patlama kayıt dışıyla mücadelenin önemini tekrar gündeme getirken, İstanbul’daki sivil toplam kuruluşlarının temsilcileri, bürokrasi ve iş gücü maliyetinin azaltılmasının önemine dikkati çekti.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, "İstanbul’da yaşadığımız patlamayla, yıllardır dikkat çekmeye çalıştığımız ancak çözümünde netice alamadığımız, toplumsal yara niteliğindeki sorunlar da patlamıştır" dedi.
Bu olayın, kayıt dışı üretim, kayıt dışı istihdam, çarpık kentleşme ve sanayinin yanlış yerleşimi gibi sorunları kamuoyunun gündemine taşıdığını, önlem alınmazsa, bu sorunların ne kadar vahim sonuçlara yol açabileceğini fazla söze gerek kalmadan ortaya koyduğunu dile getiren Küçük, bu sorunların her birinin uzun senelerin birikiminin neticesi olduğunu, dolayısıyla, faturayı sadece birkaç kuruma kesmenin çok büyük haksızlık olacağını söyledi. Küçük, şöyle devam etti:
"Kanaatimizce, durumun bu noktaya gelmesinde ilgili tüm tarafların, tüm kurumların sorumluluğu vardır. Aynı şekilde bu olayda, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, hatta vatandaş olarak hepimizin, her kesimin çıkarması gereken dersler bulunmaktadır. En basitinden, can kayıplarının büyük çoğunluğu ilk patlamayı seyredenler arasında olmuştur. Vatandaş olarak, bu tür olağanüstü durumlarda kendimizi korumak, kurtarma ekiplerine, güvenlik güçlerine yardımcı olmak konusunda daha hassas olabilmeli, daha bilinçli davranabilmeliyiz."
KAYIT DIŞININ BÜYÜKLÜĞÜ GSYİH’NİN YÜZDE 45-60’I ARASINDA
Tanıl Küçük, bu olayla gündeme gelen ve "merdiven altı" üretim diye de tabir edilen kayıt dışı üretimin, sanayi ve ekonominin en önemli problemlerinden biri olduğunu vurgularken, "Mevcut verilere göre Türkiye’de kayıt dışı ekonominin büyüklüğü, GSYİH’nin yüzde 45 ile yüzde 60’ı arasında değişmektedir. Odamızın konuyla ilgili yaptığı bir
çalışmada da bu oran, yüzde 50 civarında tespit edilmiştir" dedi.
DPT ve Maliye Bakanlığı’nın verilerinin de bu civardaki oranları teyit eder nitelikte olduğunu belirten Küçük, ekonominin kalbi durumundaki İstanbul’un Türkiye ekonomisini temsil ettiği var sayılırsa, aynı oranların İstanbul ekonomisi için de geçerli olduğunun söylenebileceğini aktardı.
Küçük, kayıt dışı faaliyetlerin bu kadar yaygın olmasının nedenlerini; Türkiye’deki bürokrasinin karmaşıklığı, üretimi, yatırımı ve istihdamı teşvik eden bir yapıda olmaması, etkin denetim eksikliği, çalışma mevzuatının katılığı, kayıtlı işletmeler üzerindeki vergi ve prim yüklerinin yüksekliği olarak sıraladı.
Türkiye’nin, yıllardır OECD içinde, istihdam üzerindeki en yüksek vergi ve prim yükünü taşıyan ülke olduğuna dikkati çeken Küçük, bu koşullarda özellikle rekabet gücü düşük küçük işletmelerin çareyi kayıt dışı istihdama yönelmekte bulduklarını dile getirdi.
"TOPLAM İSTİHDAMIN YARISI KAYIT DIŞI"
Küçük, bugün toplam istihdamın yaklaşık yarısının kayıt dışı olduğunu kaydederek, şu görüşleri aktardı:
"Bir taraftan, sosyal güvenlik sistemimizin açıkları ekonomideki en büyük kara deliklerden birini oluştururken, diğer taraftan da çalışan nüfusumuzun yarısı sosyal güvenlikten mahrumdur. Kaldı ki kayıt dışı faaliyetlerin ekonomiye verdiği zarar bununla sınırlı değildir. Kayıt dışı üretim, kayıt altında mükellefiyetlerini yerine getirerek çalışan işletmeler aleyhine büyük bir haksız rekabet doğurmaktadır. Vergi sisteminde çarpıklığa ve adaletsizliğe yol açmaktadır. Kayıt dışını kayıt altına alamayan devlet, kayıtlı mükelleflerin zaten ağır olan yükünü daha da artırma ve dolaylı vergilere yüklenme yoluna gitmektedir." Türkiye’de, vergi gelirlerinin yüzde yetmişinden fazlasının dolaylı vergi gelirlerinden oluştuğunu ve bunun başka ülkelerde pek görülmeyen Türkiye’ye özgü bir çarpıklık olduğunu belirten Küçük, kayıt dışı faaliyetlerin, işletmelerinin modernleşmesinin ve küresel rekabetin gerektirdiği şekilde yapılanmasının önündeki temel engellerden biri olduğunu vurguladı.
Küçük, "Zira, kayıt dışı bir işletmenin finansal imkanlardan, teşviklerden yararlanması, kurumsallaşması, büyümesi, modernleşmesi mümkün değildir. İSO olarak, bu konuda bizim uzun yıllardır benimsediğimiz ve her fırsatta gündeme getirdiğimiz çözüm önerisi, vergi oranlarını düşürerek, kayıt dışını kayıt altın almayı ve vergi tabanını genişletmeyi hedefleyen, vergi sistemini etkin ve adil işler hale getiren bir vergi reformunun hayata geçirilmesidir. Ayrıca, ağır vergi ve prim yükü başta olmak üzere, istihdam üzerindeki yüklerin hafifletilmesi gündemimizde büyük yer tutan ve her fırsatta dikkat çekmeye çalıştığımız ayrı bir başlıktır" diye konuştu.
TEK KANATLI KUŞ
İstanbul Ticaret Odası (İTO) YÖnetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş da, "merdiven altı" üretimin kayıt dışı ekonominin son derece önemli bir boyutu olduğunu belirtirken, kayıt dışılığın topluma getirdiği tehlikeleri; sosyal güvenlikten yoksun çalışan kişiler, iş kazaları ve sağlıklı şartlarda üretilmeyen ürünlerin kullanılması olarak sıraladı.
Kayıt dışı ekonominin, vergisini ödeyen namuslu çalışanlara verdiği zararın büyük olduğunu dile getiren Yalçıntaş, "Bizim en büyük rakibimiz Çin değil, kayıt dışı ekonomide merdiven altı çalışan kişilerdir" dedi.
Yalçıntaş, kayıt dışı istihdamın engellenmesi için, iş gücü maliyetlerinin ve bürokrasinin azaltılması gerektiğine işaret etti.
Kayıt dışı işletmelerin küçük işletmeler olduğunu kaydeden Yalçıntaş, bu işletmelerin bir araya getirilerek orta boy işletme haline dönüştürülmesi ve bunun için bazı teşvik paketlerinin uygulanmasını içeren bir çalışmayı hükümete sunduklarını anlattı.
Yalçıntaş, İstanbul’daki iş yerlerinin denetlenmesi için görevlendirilen müfettişler konusuna da değinerek, uygulanacak tedbirlerin, teşvik edici-ödüllendirici ve caydırıcı-cezalandırıcı olmak üzere iki ayağının bulunması gerektiğini vurguladı.
"Eğer bunlardan biri eksik kalırsa, tek kanatlı kuşa benzer, uçamaz" diyen Yalçıntaş, iyi işleyen bir yargı ve caydırıcı cezaların büyük önem taşıdığını dile getirdi.
"KAÇAKLARI TESPİT EDİYORUZ, MALİYE’Yİ HAREKETE GEÇİREMİYORUZ"
İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Suat Yalkın da, hükümetin Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele (KADİM) Projesi bulunduğunu, bu proje çerçevesinde il düzeyinde kayıt dışı istihdamın önlenmesine yönelik çalışmaların valilerin sorumluluğunda, ilgili tüm kuruluşların katkı ve katılımları ile yürütülmesinin uygun görüldüğünü, ancak projenin hayata geçirilemediğini aktardı.
"Bu proje ciddiyetle uygulanırsa kayıt dışı önlenir" diyen Yalkın, bu konuda beraber çalışmanın önemini vurguladı.
Yalkın, birlik olarak merdiven altı çalışan kişi ve iş yerlerini tespit ettiklerini ama sonuca ulaşamadıklarını da belirtirken, "Bunları tespit ediyoruz ama belediyeyi, Maliye’ye bir türlü harekete geçiremiyoruz.
Bunlar aslında büyük dertler ve bizi perişan ediyor. Ayrıca dürüst çalışanlar haksız bir rekabete giriyor. Bence sayın Başbakan KADİM projesinin hayata geçmesi için bizzat el koymalı" görüşünü dile getirdi.
Ayten Aydın
Davutpaşa’da meydana gelen ve onlarca kişinin hayatına mal olan patlama kayıt dışıyla mücadelenin önemini tekrar gündeme getirken, İstanbul’daki sivil toplam kuruluşlarının temsilcileri, bürokrasi ve iş gücü maliyetinin azaltılmasının önemine dikkati çekti.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, "İstanbul’da yaşadığımız patlamayla, yıllardır dikkat çekmeye çalıştığımız ancak çözümünde netice alamadığımız, toplumsal yara niteliğindeki sorunlar da patlamıştır" dedi.
Bu olayın, kayıt dışı üretim, kayıt dışı istihdam, çarpık kentleşme ve sanayinin yanlış yerleşimi gibi sorunları kamuoyunun gündemine taşıdığını, önlem alınmazsa, bu sorunların ne kadar vahim sonuçlara yol açabileceğini fazla söze gerek kalmadan ortaya koyduğunu dile getiren Küçük, bu sorunların her birinin uzun senelerin birikiminin neticesi olduğunu, dolayısıyla, faturayı sadece birkaç kuruma kesmenin çok büyük haksızlık olacağını söyledi. Küçük, şöyle devam etti:
"Kanaatimizce, durumun bu noktaya gelmesinde ilgili tüm tarafların, tüm kurumların sorumluluğu vardır. Aynı şekilde bu olayda, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, hatta vatandaş olarak hepimizin, her kesimin çıkarması gereken dersler bulunmaktadır. En basitinden, can kayıplarının büyük çoğunluğu ilk patlamayı seyredenler arasında olmuştur. Vatandaş olarak, bu tür olağanüstü durumlarda kendimizi korumak, kurtarma ekiplerine, güvenlik güçlerine yardımcı olmak konusunda daha hassas olabilmeli, daha bilinçli davranabilmeliyiz."
KAYIT DIŞININ BÜYÜKLÜĞÜ GSYİH’NİN YÜZDE 45-60’I ARASINDA
Tanıl Küçük, bu olayla gündeme gelen ve "merdiven altı" üretim diye de tabir edilen kayıt dışı üretimin, sanayi ve ekonominin en önemli problemlerinden biri olduğunu vurgularken, "Mevcut verilere göre Türkiye’de kayıt dışı ekonominin büyüklüğü, GSYİH’nin yüzde 45 ile yüzde 60’ı arasında değişmektedir. Odamızın konuyla ilgili yaptığı bir
çalışmada da bu oran, yüzde 50 civarında tespit edilmiştir" dedi.
DPT ve Maliye Bakanlığı’nın verilerinin de bu civardaki oranları teyit eder nitelikte olduğunu belirten Küçük, ekonominin kalbi durumundaki İstanbul’un Türkiye ekonomisini temsil ettiği var sayılırsa, aynı oranların İstanbul ekonomisi için de geçerli olduğunun söylenebileceğini aktardı.
Küçük, kayıt dışı faaliyetlerin bu kadar yaygın olmasının nedenlerini; Türkiye’deki bürokrasinin karmaşıklığı, üretimi, yatırımı ve istihdamı teşvik eden bir yapıda olmaması, etkin denetim eksikliği, çalışma mevzuatının katılığı, kayıtlı işletmeler üzerindeki vergi ve prim yüklerinin yüksekliği olarak sıraladı.
Türkiye’nin, yıllardır OECD içinde, istihdam üzerindeki en yüksek vergi ve prim yükünü taşıyan ülke olduğuna dikkati çeken Küçük, bu koşullarda özellikle rekabet gücü düşük küçük işletmelerin çareyi kayıt dışı istihdama yönelmekte bulduklarını dile getirdi.
"TOPLAM İSTİHDAMIN YARISI KAYIT DIŞI"
Küçük, bugün toplam istihdamın yaklaşık yarısının kayıt dışı olduğunu kaydederek, şu görüşleri aktardı:
"Bir taraftan, sosyal güvenlik sistemimizin açıkları ekonomideki en büyük kara deliklerden birini oluştururken, diğer taraftan da çalışan nüfusumuzun yarısı sosyal güvenlikten mahrumdur. Kaldı ki kayıt dışı faaliyetlerin ekonomiye verdiği zarar bununla sınırlı değildir. Kayıt dışı üretim, kayıt altında mükellefiyetlerini yerine getirerek çalışan işletmeler aleyhine büyük bir haksız rekabet doğurmaktadır. Vergi sisteminde çarpıklığa ve adaletsizliğe yol açmaktadır. Kayıt dışını kayıt altına alamayan devlet, kayıtlı mükelleflerin zaten ağır olan yükünü daha da artırma ve dolaylı vergilere yüklenme yoluna gitmektedir." Türkiye’de, vergi gelirlerinin yüzde yetmişinden fazlasının dolaylı vergi gelirlerinden oluştuğunu ve bunun başka ülkelerde pek görülmeyen Türkiye’ye özgü bir çarpıklık olduğunu belirten Küçük, kayıt dışı faaliyetlerin, işletmelerinin modernleşmesinin ve küresel rekabetin gerektirdiği şekilde yapılanmasının önündeki temel engellerden biri olduğunu vurguladı.
Küçük, "Zira, kayıt dışı bir işletmenin finansal imkanlardan, teşviklerden yararlanması, kurumsallaşması, büyümesi, modernleşmesi mümkün değildir. İSO olarak, bu konuda bizim uzun yıllardır benimsediğimiz ve her fırsatta gündeme getirdiğimiz çözüm önerisi, vergi oranlarını düşürerek, kayıt dışını kayıt altın almayı ve vergi tabanını genişletmeyi hedefleyen, vergi sistemini etkin ve adil işler hale getiren bir vergi reformunun hayata geçirilmesidir. Ayrıca, ağır vergi ve prim yükü başta olmak üzere, istihdam üzerindeki yüklerin hafifletilmesi gündemimizde büyük yer tutan ve her fırsatta dikkat çekmeye çalıştığımız ayrı bir başlıktır" diye konuştu.
TEK KANATLI KUŞ
İstanbul Ticaret Odası (İTO) YÖnetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş da, "merdiven altı" üretimin kayıt dışı ekonominin son derece önemli bir boyutu olduğunu belirtirken, kayıt dışılığın topluma getirdiği tehlikeleri; sosyal güvenlikten yoksun çalışan kişiler, iş kazaları ve sağlıklı şartlarda üretilmeyen ürünlerin kullanılması olarak sıraladı.
Kayıt dışı ekonominin, vergisini ödeyen namuslu çalışanlara verdiği zararın büyük olduğunu dile getiren Yalçıntaş, "Bizim en büyük rakibimiz Çin değil, kayıt dışı ekonomide merdiven altı çalışan kişilerdir" dedi.
Yalçıntaş, kayıt dışı istihdamın engellenmesi için, iş gücü maliyetlerinin ve bürokrasinin azaltılması gerektiğine işaret etti.
Kayıt dışı işletmelerin küçük işletmeler olduğunu kaydeden Yalçıntaş, bu işletmelerin bir araya getirilerek orta boy işletme haline dönüştürülmesi ve bunun için bazı teşvik paketlerinin uygulanmasını içeren bir çalışmayı hükümete sunduklarını anlattı.
Yalçıntaş, İstanbul’daki iş yerlerinin denetlenmesi için görevlendirilen müfettişler konusuna da değinerek, uygulanacak tedbirlerin, teşvik edici-ödüllendirici ve caydırıcı-cezalandırıcı olmak üzere iki ayağının bulunması gerektiğini vurguladı.
"Eğer bunlardan biri eksik kalırsa, tek kanatlı kuşa benzer, uçamaz" diyen Yalçıntaş, iyi işleyen bir yargı ve caydırıcı cezaların büyük önem taşıdığını dile getirdi.
"KAÇAKLARI TESPİT EDİYORUZ, MALİYE’Yİ HAREKETE GEÇİREMİYORUZ"
İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Suat Yalkın da, hükümetin Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele (KADİM) Projesi bulunduğunu, bu proje çerçevesinde il düzeyinde kayıt dışı istihdamın önlenmesine yönelik çalışmaların valilerin sorumluluğunda, ilgili tüm kuruluşların katkı ve katılımları ile yürütülmesinin uygun görüldüğünü, ancak projenin hayata geçirilemediğini aktardı.
"Bu proje ciddiyetle uygulanırsa kayıt dışı önlenir" diyen Yalkın, bu konuda beraber çalışmanın önemini vurguladı.
Yalkın, birlik olarak merdiven altı çalışan kişi ve iş yerlerini tespit ettiklerini ama sonuca ulaşamadıklarını da belirtirken, "Bunları tespit ediyoruz ama belediyeyi, Maliye’ye bir türlü harekete geçiremiyoruz.
Bunlar aslında büyük dertler ve bizi perişan ediyor. Ayrıca dürüst çalışanlar haksız bir rekabete giriyor. Bence sayın Başbakan KADİM projesinin hayata geçmesi için bizzat el koymalı" görüşünü dile getirdi.