Realist_17
03-04-2008, 21:40
Günlerden birgün İtalyan büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve huzura davet edilir. O günün muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra büyükelçi: '' Ekselans dün Roma ile yaptı ım bir görüşmede hükümetimizin Hatay'ı almak istedi i kararını size iletmem söylendi.'' der. Odada bir an sessizlik olur. Ata büyükelçiye birşeyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile başbaşa bırakır. Döndü ünde aya ında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması ve belinde tabancası vardır. Do ru masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak'ın ba lanmasını ister ve Çakmak'a:'' Paşa İtalyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlar hazır mıyız?'' der. Fevzi Çakmak durumu anlar ve '' Biz hazırız Paşam. '' diye yanıtlar. Ata büyükelçiye döner ve: '' Biz hazırmışız, hükümetinize söyleyin isterlerse Hatay'ı gelip alabilirler.''
Efendiler!
Avrupa'nın bütün ilerlemesine,yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur.Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak,bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak,bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi zihniyetler belirdi.
Halbuki,hangi istiklal vardır ki,ecnebilerin nasihatleriyle,ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?..
Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!...
M.KEMAL ATATÜRK
"Özgürlük ve ba ımsızlık benim karakterimdir.Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en de erli mirası olan ba ımsızlık aşkı ile dolu bir adamım.Çocuklu umdan bugüne kadar ailevi,hususi ve resmi hayatımın her safhasını yakından bilenler,bu aşkım malumdur.Bence bir millette şerefin,haysiyetin,namusun ve insanlı ın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlı ına sahip olmasıyla kaimdir.Ben şahsen,bu saydı ım vasıflara çok ehemmiyet veririm.Ve bu vasıfların kendimde mevcut oldu unu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim.Ben yaşayabilmek için mutlaka ba ımsız bir milletin evladı kalmalıyım.Bu sebeple milli ba ımsızlık bence bir hayat meselesidir.Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse,insanlı ı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyet ile takdir ederim.Ancak,benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin ,bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım."
M.Kemal ATATÜRK
Mazinin kararsız, çürümüş zihniyeti ölmüştür. Bütün dünya bilmelidir ki, Türk milleti hakkını, haysiyetini, şerefini tanıtma a kadirdir. Türk vatanının bir karış topra ı için bütün millet bir vücut olarak ayaĞa kalkar. Haysiyetinin bir zerresine, vatanın bir avuç topraĞına vuku bulacak tecavüzün bütün mevcudiyetine vurulmuş darbe olaca ını artık Türk milletinin farketmedi ini sanmak hatadır.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
İngiliz Lordu Atatürk'ün daveti üzerine istanbul'a gelir.İngiliz Lordu şerefine verilen yemekte servis yapan Türk elindeki tepsiyi devirir.Herkes büyük bir şaşkınlık içinde kalmıştır ve Atatürk'ün ne tepki verece i beklenirken, Atatürk ingiliz lorda dönerek:
"HALKIM HERŞEYİ BECERİYOR DA Bİ TEK UŞAKLIĞI BECEREMİYOR"der.
kurtuluş savaşı sonrası uluslararası bir yemek verilmektedir.Yemekte her ülkeden generaller, komutanlar vardır..Atatürk ve yaveri de bu yemektedir...Bir ingiliz komutanı Atatürk'e dik dik bakmaktadır..Atatürk yaverine dönerek;Atatürk=Sor bakalım niye bana dik dik bakıyor deryaver gider konuşur ve geri geliryaver="O" Çanakkale'de babamı öldürdü diyor..derAtatürk=(gülerek)Sor bakalım babasının Çanakkale'de ne işi varmış?! der
İzmir kurtuldu, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara'ya hareket
>>edecekler.
>>Trene binerler kompartımana çekilirler. Ertesi gün kompartımanı
>>çalar
>>yaveri, açar yorgun, bitkin, kravatını yıkamaktadır Atatürk. Yaveri
>>"ya paşam bu ne hal hiç uyumadınız herhalde niye böylesiniz" der. "
>>Ya
>>çocuk kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşunuz. Kolumu
>>yastık yaptım a rıdı setremi yastık yaptım üşüdüm bende uyumadım
>>kalktım " der. Yaveri; "aman paşam! Birimize haber vereydiniz hemen
>>size bir yastıkla battaniye getirirdik" der. Ve bir ülke
>>kurtarmaktan
>>dönen komutan söylüyor bunları tarihi bir cevap derki " Geç
>>farkettim
>>hepiniz en az benim kadar yorgundunuz. Hiçbirinize kıyamadım.
>>Önemli
>> olan benim uyumam de il milletimin rahat uyuması".
Gel Gitme Kadin
Onun manevi kizi olmanin gururunu tasimak, onunla ayni yerde yasamak mutlulugunu tatmak ve onun gözyaslarina tanik olmak... Hem de bir kaç kez... Iste Atatürk'ün manevi kizlarindan olan, Dünyanin ilk kadin savas pilotu Sabiha Gökçen'in anilarindan Atatürk'ün gözyaslari...
Yil 1934... Çankaya Köskü'nde bir aksam... Atatürk'ün sofrasinin müdavimi konuklar... Masanin önündeki saz heyeti, Atatürk'ün sevdigi sarkilari söylemekte... Sabiha Gökçen, o siralar 20 yaslarinda ve her zamanki gibi, "Pasa Baba"sinin yanibasinda, sofrada... Atatürk'ün yakin arkadasi Kiliç Ali ve Basyaver Salih Bozok da aralarinda... Sohbet derin...Memleket meseleleri tartisiliyor... Atatürk çok neseli...
O sirada, saz heyeti Selahattin Pinar'in "Gel Gitme Kadin" sarkisini çalip söylemeye baslar... Birden Atatürk durgunlasir ve susup sarkiyi dinler... Pasanin ani hüzününü farkeden masadaki konuklar, kadehlerini,çatallarini usulca birakip, susar. Atatürk basini tabaga eger, gözlerinden yaslar süzülür ve gögsüne dogru akarak, gömlegini islatir. Bu onun, konuklari yaninda ilk ve son aglayisidir.
Salih Bozok, saz heyetine "kesin" anlaminda isaret verir... Kiliç Ali de, konuklara da ayni isareti yapar... Gökçen, gözleri dolu dolu, Atatürk'ün aglayisini izlemektedir. Az sonra, saz susar ve çekilir, masadakiler sessizce kalkip gider, Atatürk tek basina kalir... Bir sigara yakip bahçeye çikar, saatlerce yürür...
O gece,gözünü bile kirpmayan Gökçen, Atatürk'ün niçin agladigini ve "Gel Gitme Kadin" sarkisinin onu, neden bu kadar duygulandirdigini çok merak eder... "Yoksa bu büyük insan, kalp hazinesinde, çok geride kalmis, yillarin küllendiremedigi bir ask masali mi saklamaktadir..."
Gökçen ertesi sabah Atatürk'ün odasina gider ve çekinerek konuyu açar:
-Pasam, dün gece "Gel Gitme Kadin" sarkisi çalinirken çok müteessir oldunuz... Hatta, yanilmiyorsam, agladiniz da..." diyecek olur.
Atatürk, ondan bir sigara ister ve susar ... Sonra Gökçen'i ve yaverlerini alarak, araba gezintisine çikar... Saatler sonra ve ansizin, Gökçen'e dönerek, sabahki sorusunun cevabini, sirrini kendine saklayarak manevi kizina verir:
-Unutma ki, Mustafa Kemaller de insandir!... Onlar da bazen aglamak ister!
Efendiler!
Avrupa'nın bütün ilerlemesine,yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur.Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak,bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak,bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi zihniyetler belirdi.
Halbuki,hangi istiklal vardır ki,ecnebilerin nasihatleriyle,ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?..
Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!...
M.KEMAL ATATÜRK
"Özgürlük ve ba ımsızlık benim karakterimdir.Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en de erli mirası olan ba ımsızlık aşkı ile dolu bir adamım.Çocuklu umdan bugüne kadar ailevi,hususi ve resmi hayatımın her safhasını yakından bilenler,bu aşkım malumdur.Bence bir millette şerefin,haysiyetin,namusun ve insanlı ın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlı ına sahip olmasıyla kaimdir.Ben şahsen,bu saydı ım vasıflara çok ehemmiyet veririm.Ve bu vasıfların kendimde mevcut oldu unu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim.Ben yaşayabilmek için mutlaka ba ımsız bir milletin evladı kalmalıyım.Bu sebeple milli ba ımsızlık bence bir hayat meselesidir.Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse,insanlı ı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyet ile takdir ederim.Ancak,benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin ,bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım."
M.Kemal ATATÜRK
Mazinin kararsız, çürümüş zihniyeti ölmüştür. Bütün dünya bilmelidir ki, Türk milleti hakkını, haysiyetini, şerefini tanıtma a kadirdir. Türk vatanının bir karış topra ı için bütün millet bir vücut olarak ayaĞa kalkar. Haysiyetinin bir zerresine, vatanın bir avuç topraĞına vuku bulacak tecavüzün bütün mevcudiyetine vurulmuş darbe olaca ını artık Türk milletinin farketmedi ini sanmak hatadır.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
İngiliz Lordu Atatürk'ün daveti üzerine istanbul'a gelir.İngiliz Lordu şerefine verilen yemekte servis yapan Türk elindeki tepsiyi devirir.Herkes büyük bir şaşkınlık içinde kalmıştır ve Atatürk'ün ne tepki verece i beklenirken, Atatürk ingiliz lorda dönerek:
"HALKIM HERŞEYİ BECERİYOR DA Bİ TEK UŞAKLIĞI BECEREMİYOR"der.
kurtuluş savaşı sonrası uluslararası bir yemek verilmektedir.Yemekte her ülkeden generaller, komutanlar vardır..Atatürk ve yaveri de bu yemektedir...Bir ingiliz komutanı Atatürk'e dik dik bakmaktadır..Atatürk yaverine dönerek;Atatürk=Sor bakalım niye bana dik dik bakıyor deryaver gider konuşur ve geri geliryaver="O" Çanakkale'de babamı öldürdü diyor..derAtatürk=(gülerek)Sor bakalım babasının Çanakkale'de ne işi varmış?! der
İzmir kurtuldu, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara'ya hareket
>>edecekler.
>>Trene binerler kompartımana çekilirler. Ertesi gün kompartımanı
>>çalar
>>yaveri, açar yorgun, bitkin, kravatını yıkamaktadır Atatürk. Yaveri
>>"ya paşam bu ne hal hiç uyumadınız herhalde niye böylesiniz" der. "
>>Ya
>>çocuk kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşunuz. Kolumu
>>yastık yaptım a rıdı setremi yastık yaptım üşüdüm bende uyumadım
>>kalktım " der. Yaveri; "aman paşam! Birimize haber vereydiniz hemen
>>size bir yastıkla battaniye getirirdik" der. Ve bir ülke
>>kurtarmaktan
>>dönen komutan söylüyor bunları tarihi bir cevap derki " Geç
>>farkettim
>>hepiniz en az benim kadar yorgundunuz. Hiçbirinize kıyamadım.
>>Önemli
>> olan benim uyumam de il milletimin rahat uyuması".
Gel Gitme Kadin
Onun manevi kizi olmanin gururunu tasimak, onunla ayni yerde yasamak mutlulugunu tatmak ve onun gözyaslarina tanik olmak... Hem de bir kaç kez... Iste Atatürk'ün manevi kizlarindan olan, Dünyanin ilk kadin savas pilotu Sabiha Gökçen'in anilarindan Atatürk'ün gözyaslari...
Yil 1934... Çankaya Köskü'nde bir aksam... Atatürk'ün sofrasinin müdavimi konuklar... Masanin önündeki saz heyeti, Atatürk'ün sevdigi sarkilari söylemekte... Sabiha Gökçen, o siralar 20 yaslarinda ve her zamanki gibi, "Pasa Baba"sinin yanibasinda, sofrada... Atatürk'ün yakin arkadasi Kiliç Ali ve Basyaver Salih Bozok da aralarinda... Sohbet derin...Memleket meseleleri tartisiliyor... Atatürk çok neseli...
O sirada, saz heyeti Selahattin Pinar'in "Gel Gitme Kadin" sarkisini çalip söylemeye baslar... Birden Atatürk durgunlasir ve susup sarkiyi dinler... Pasanin ani hüzününü farkeden masadaki konuklar, kadehlerini,çatallarini usulca birakip, susar. Atatürk basini tabaga eger, gözlerinden yaslar süzülür ve gögsüne dogru akarak, gömlegini islatir. Bu onun, konuklari yaninda ilk ve son aglayisidir.
Salih Bozok, saz heyetine "kesin" anlaminda isaret verir... Kiliç Ali de, konuklara da ayni isareti yapar... Gökçen, gözleri dolu dolu, Atatürk'ün aglayisini izlemektedir. Az sonra, saz susar ve çekilir, masadakiler sessizce kalkip gider, Atatürk tek basina kalir... Bir sigara yakip bahçeye çikar, saatlerce yürür...
O gece,gözünü bile kirpmayan Gökçen, Atatürk'ün niçin agladigini ve "Gel Gitme Kadin" sarkisinin onu, neden bu kadar duygulandirdigini çok merak eder... "Yoksa bu büyük insan, kalp hazinesinde, çok geride kalmis, yillarin küllendiremedigi bir ask masali mi saklamaktadir..."
Gökçen ertesi sabah Atatürk'ün odasina gider ve çekinerek konuyu açar:
-Pasam, dün gece "Gel Gitme Kadin" sarkisi çalinirken çok müteessir oldunuz... Hatta, yanilmiyorsam, agladiniz da..." diyecek olur.
Atatürk, ondan bir sigara ister ve susar ... Sonra Gökçen'i ve yaverlerini alarak, araba gezintisine çikar... Saatler sonra ve ansizin, Gökçen'e dönerek, sabahki sorusunun cevabini, sirrini kendine saklayarak manevi kizina verir:
-Unutma ki, Mustafa Kemaller de insandir!... Onlar da bazen aglamak ister!